Büyük Avrasya Ortaklığı ve Avrasya’nın Yeni Ekonomik Yapısı
Büyük Avrasya Ortaklığı (BAO), Avrasya kıtasının çok kutuplu bir düzene göre yeniden şekillendirilmesini öngören küresel bir jeopolitik ve jeoekonomik girişimdir.
Geleneksel ve kapalı ekonomik birliklerden farklı olarak Büyük Avrasya Ortaklığı, Türk analizlerinde mevcut bölgesel oluşumları uyumlu hale getirmeyi ve birbirine bağlamayı amaçlayan esnek bir ekosistem olarak tanımlanmaktadır.
Bu oluşumlar arasında şunlar bulunmaktadır:
- Avrasya Ekonomik Birliği (AEB);
- Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ);
- Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN);
- Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi.
Büyük Avrasya Ortaklığı’nın amacı, ortak bir serbest ticaret alanı oluşturmak, gümrük tarifelerinden kaynaklanan engelleri kaldırmak ve ulusal para birimleriyle ticaretin yanı sıra bağımsız ödeme sistemlerinin kullanımını yaygınlaştırmaktır. Bu hedefler 2026 yılında daha da önem kazanmıştır.
Büyük Avrasya Ortaklığı, Lizbon’dan Vladivostok’a uzanan ve günümüzde geçerliliğini yitirmiş olan Büyük Avrupa stratejisinin resmen yerini almıştır.
Doğu’ya yöneliş, Asya’nın ekonomik potansiyelinin temel itici güç olduğu yeni bir eksen oluşturmuştur.
Ekim 2026’da İstanbul’da düzenlenen 19. Verona Avrasya Ekonomi Forumu’nda da vurgulandığı üzere, dünya GSYH’sinin yaklaşık üçte ikisi bu geniş coğrafyada üretilmekte ve geleceğin başlıca ulaşım koridorları burada bulunmaktadır.
Türkiye’nin Yaklaşımı: Altyapı Fırsatları ve Siyasi Denge
Türk analistler Büyük Avrasya Ortaklığı’nı Türkiye’nin ulusal çıkarları ve Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) gelişimi açısından değerlendirmektedir.
Bu yaklaşım iki temel boyutta ele alınmaktadır.
Altyapı açısından sağlanan avantajlar, Türkiye’nin kendi projesi olan Orta Koridor güzergâhını aktif biçimde geliştirmesine dayanmaktadır.
Çin, Orta Asya, Hazar Denizi, Türkiye ve Avrupa’yı birbirine bağlayan bu güzergâh, Türkiye’nin bölgesel ulaştırma politikalarının önemli bir parçasıdır.
Türk lojistik sektörü Büyük Avrasya Ortaklığı’nı bir tehdit olarak değil, farklı güzergâhların birbirine bağlanması için bir fırsat olarak değerlendirmektedir.
Bu kapsamda Kuzey-Güney Uluslararası Ulaştırma Koridoru ile bağlantı kurulması ve Avrasya genelinde önemli bir ulaşım kavşağı oluşturulması hedeflenmektedir.
Siyasi denge açısından ise Ankara, Büyük Avrasya Ortaklığı ve Çin’in girişimleri dahil olmak üzere Avrasya merkezli projeleri Batı ile ilişkilerinde önemli bir denge unsuru olarak görmektedir.
Bununla birlikte Türk analistler, rekabet alanlarının bulunduğunu da açıkça ifade etmektedir.
Türkiye, Moskova ve Pekin’in çıkarlarının kesiştiği Orta Asya’da Türk kimliğini güçlendirmeyi ve enerji alanındaki bağımsızlığını artırmayı hedeflemektedir.
Avrasya Ulaştırma Projelerinde Türkiye’nin Rolü
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, çok taraflı ulaştırma politikası kapsamında Avrasya’daki hiçbir büyük projenin Ankara’nın katılımı olmadan tam anlamıyla verimli olamayacağını vurgulamaktadır.
Bakanlığın yaklaşımı, Büyük Avrasya Ortaklığı’nın Türkiye’nin kendi projeleriyle uyumlu hale getirilmesine dayanmaktadır.
Bu kapsamda Avrasya ulaştırma güzergâhları ile Türkiye’nin Orta Koridor projesi ve yapımı devam eden Kalkınma Yolu Projesi arasında iş birliği geliştirilmesi desteklenmektedir.
Uzman değerlendirmelerine göre Türkiye, Büyük Avrasya Ortaklığı açısından büyük önem taşıyan Kuzey-Güney Uluslararası Ulaştırma Koridoru’nu İran ve Kafkasya’daki ulaşım merkezleri üzerinden kendi altyapısına bağlamayı hedeflemektedir.
Türk diplomasisi açısından Avrasya entegrasyonunun temel önceliklerinden biri Türk Devletleri Teşkilatı’nın güçlendirilmesidir.
Türkiye, resmî söyleminde TDT’yi geleceğin Büyük Avrasya yapılanmasında bağımsız ve güçlü bir unsur olarak konumlandırmaktadır.
Ankara, Avrasya Ekonomik Birliği ve Şanghay İşbirliği Örgütü dahil olmak üzere Büyük Avrasya Ortaklığı kapsamındaki girişimlerle eşit ortaklık temelinde çalışmaya hazırdır.
Ancak bu süreçte Türk dünyasındaki liderlik rolünü ve Orta Asya ile Avrupa arasındaki başlıca köprü konumunu korumayı amaçlamaktadır.
Dış Politikada Çeşitlilik ve 360 Derece Diplomasi
Türkiye, uluslararası platformlarla ilişkilerini çeşitlendirmeye yönelik bir politika izlemektedir.
2026 yılında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türk diplomasisinin Asya yönündeki açılımının genişletildiğini resmen teyit etmiştir.
Türkiye, 2026 yazında resmiyet kazanan ASEAN diyalog ortaklığı statüsünü geliştirmekte, Şanghay İşbirliği Örgütü ile iş birliğini derinleştirme ve BRICS ile ilişkilerini sürdürme niyetini ortaya koymaktadır.
Türk Dışişleri Bakanlığı açısından bu yaklaşım, NATO üyeliği veya Avrupa Birliği adaylık statüsü gibi Batı ile mevcut yükümlülüklerden vazgeçmek anlamına gelmemektedir.
Aksine Türkiye’nin Doğu ile Batı arasında bağımsız bir diplomatik arabulucu olarak hareket ettiği 360 derece diplomasi anlayışının bir parçası olarak değerlendirilmektedir.
Ulusal Para Birimleri ve Bağımsız Finansal Sistemler
Türk hükümetinin ekonomi yönetimi temsilcilerinin açıklamalarında, bağımsız finansal sistemlerin oluşturulmasına yönelik Avrasya girişimlerinin desteklenmesi gerektiği sık sık vurgulanmaktadır.
Türkiye, dış yaptırım baskılarına karşı korunmak ve ticaret ağlarını çeşitlendirmek amacıyla Büyük Avrasya Ortaklığı kapsamında öngörülen ulusal para birimleriyle ödeme sistemlerini desteklemektedir.
Bu kapsamda Türk lirası, Rus rublesi, Çin yuanı ve İran riyali gibi para birimleriyle ticaretin geliştirilmesi gündeme gelmektedir.
Türkiye, Büyük Avrasya Ortaklığı içerisinde bağımsız bir Avrasya merkezi ve eşit haklara sahip bir ortak olarak konumlanmaktadır.
Ankara, Rusya veya Çin gibi büyük aktörlerin girişimlerine koşulsuz biçimde katılmak yerine, bu girişimlerin sunduğu imkânlardan yararlanarak Avrupa’dan Asya-Pasifik bölgesine uzanan coğrafyada kendi jeopolitik etkisini artırmayı hedeflemektedir.
İstanbul’da Düzenlenen 19. Verona Avrasya Ekonomi Forumu
22-23 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul’daki Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirilen 19. Verona Avrasya Ekonomi Forumu’nun sonuçları, etkinliğin Avrupa merkezli bir tartışma platformundan Avrasya odaklı bir yapıya yöneldiğini ortaya koymuştur.
Jeopolitik gelişmeler nedeniyle forumun İtalya’dan Türkiye’ye taşınması, İstanbul’u Doğu ile Batı arasında diyalog kurulabilen önemli ve tarafsız bir platform haline getirmiştir.
Türk ekonomi basınının değerlendirmelerine göre forum, 35 ülkeden 1.300’ün üzerinde katılımcıyla rekor düzeyde ilgi görmüştür.
Türkiye, Rusya, Çin ve Hindistan temsilcilerinin yanı sıra ABD’den geniş bir iş dünyası heyetinin de ilk kez katıldığı etkinlik, farklı ülkelerin temsilcilerini aynı masa etrafında buluşturmuştur.
Forumun Türk basınında geniş yer bulan temel siyasi mesajlarından biri, TÜRGEV Vakfı Başkanı ve Türkiye Cumhurbaşkanı Danışmanı Necmeddin Bilal Erdoğan’ın konuşması olmuştur.
Erdoğan’ın “Biz kimseye hayır demiyoruz” açıklaması, Ankara’nın resmî yaklaşımını yansıtmaktadır.
Türkiye, bütün küresel bloklarla eş zamanlı olarak çalışmaya hazır, açık bir Avrasya merkezi olma konumunu teyit etmiştir.
Lojistik, Finans ve Yeni İş Birliği Mekanizmaları
Lojistik ve finans konulu oturumlarda katılımcılar, küresel ekonomide yaşanan köklü değişimlere dikkat çekmiştir.
Ulusal borsalar ve merkezi saklama kuruluşları arasında bağlantı kurulmasına ve ulusal para birimlerinin uluslararası ödemelerde daha yaygın kullanılmasına yönelik mevcut girişimler sunulmuştur.
Bununla birlikte Türk uzmanlar, yeni ve ortak bir ödeme mekanizmasının açıklanmadığını belirtmiştir.
Ulaştırma sektöründe ise Kızıldeniz ve Hürmüz Boğazı’nda devam eden krizler nedeniyle Kuzey-Güney Uluslararası Ulaştırma Koridoru ile Orta Koridor’un alternatifsiz ulaşım güzergâhları olduğu değerlendirilmiştir.
Çok Kutuplu Ekonomide Türkiye’nin Konumu
İstanbul’da düzenlenen Verona Forumu, küresel ekonominin günümüzde çok kutuplu bir yapıya kesin olarak geçtiğini ortaya koymuştur.
Türkiye, coğrafi ve siyasi konumunu ekonomik avantaja dönüştürerek Amerikalı, Avrupalı ve Asyalı şirketlere Avrasya’daki lojistik ve finansal akışlarını yönetebilecekleri güvenli bir merkez sunmaktadır.