Yekaterinburg’da düzenlenen International Creative Industries Festival kapsamında sinema sektörü için özel bir uluslararası program gerçekleştirildi.
26 Ağustos’ta düzenlenen “The Future of Cinema Is in the Regions” başlıklı etkinlikte Rusya, Güney Kore, Hindistan, Çin, Nepal ve Türkiye’den sinema profesyonelleri bir araya geldi.
Yapımcılar, yönetmenler ve uluslararası distribütörlerin katıldığı programın önemli başlıkları arasında bölgesel sinema üretiminin geleceği, Rus filmlerinin uluslararası pazarlardaki potansiyeli ve farklı ülkeler arasında dağıtım ilişkilerinin geliştirilmesi yer aldı.
Festival kapsamında ayrıca film yapımcıları ile uluslararası dağıtım şirketlerini bir araya getiren özel bir iş bağlantıları programı gerçekleştirildi.
Bu yapı, yaratıcı endüstrilerin yalnızca kültürel değil, giderek daha fazla ekonomik ve ihracata dönük sektörler olarak ele alındığını gösteriyor. 
Sinema Artık Sadece Kültürel Bir Alan Değil
Etkinliğin ana mesajlarından biri sinemanın ekonomik boyutunun giderek daha fazla önem kazanması oldu.
Sverdlovsk Bölgesi Ekonomi, Yatırım ve Bölgesel Kalkınma Bakanı Andrey Antipov, sinemanın yalnızca bir sanat alanı olmaktan çıktığını, yüksek katma değer yaratabilen, yeni istihdam sağlayan ve gelir üreten ciddi bir ekonomik sektöre dönüştüğünü vurguladı.
Bölgesel yönetimin yaratıcı endüstrileri ekonomik gelişmenin önemli alanlarından biri olarak gördüğünü belirten Antipov, Ural bölgesindeki sinema sektörünün yalnızca kültürel değil, ekonomik açıdan da daha güçlü bir konuma gelebileceğine dikkat çekti.
Bu yaklaşım aslında dünya genelinde yaratıcı ekonomide yaşanan dönüşümle de örtüşüyor.
Film üretimi artık yalnızca sinema salonlarında gösterilecek içerik üretmek anlamına gelmiyor. Bir film aynı zamanda dağıtım, lisanslama, dijital platformlar, uluslararası satış, lokasyon ekonomisi ve yaratıcı istihdam gibi birçok farklı ekonomik alanı harekete geçiriyor.

Eski Bir Sinema Yeni Bir Film Endüstrisi Platformuna Dönüştü
Etkinliklerin düzenlendiği mekanın kendisi de sembolik bir anlam taşıyor.
Program, geçmişte Yekaterinburg’un en eski sinemalarından biri olan ve bugün şehir gençlik kümesi olarak faaliyet gösteren Salyut‘ta gerçekleştirildi.
Sverdlovsk Bölgesi Girişimcilik Destek Fonu Direktörü Valeriy Pilipchev, sinema programının özellikle bu mekanda gerçekleştirilmesinin bilinçli bir tercih olduğunu ifade etti.
Salyut’un geçmişte klasik bir sinema salonu olarak hizmet verdiğini, bugün ise film endüstrisinin yeni iş birliklerinin ve uluslararası bağlantılarının kurulduğu bir platforma dönüştüğünü belirtti.
Bu yıl festival kapsamında ilk kez film projelerinin yaratıcıları ile farklı ülkelerden distribütörler arasında hedefli görüşmeler organize edildi.
Böylece festival yalnızca konuşmaların yapıldığı bir etkinlik değil, doğrudan ticari bağlantıların kurulabileceği bir sektör platformu haline geldi.

Bölgesel Sinema Küresel Pazara Açılabilir mi?
Festivalin dikkat çeken konuşmacılarından biri, 100’den fazla filmde görev alan yapımcı ve “Andreasyan Brothers Film Company” kurucularından Gevond Andreasyan oldu.
Andreasyan, Rus sinemasını Moskova merkezli veya bölgesel olarak ayırmanın doğru olmadığını savundu.
Ona göre uluslararası pazarda önemli olan filmin hangi şehirde üretildiği değil, “Rus sineması” markasının ne kadar güçlü olduğu.
Bölgesel yapımcılığın ise önemli ekonomik avantajları bulunuyor.
Film çekimlerinin yalnızca Moskova ve çevresinde yoğunlaşması yerine Rusya’nın farklı bölgelerine yayılması, prodüksiyon maliyetlerini azaltabilir ve yapımcılara çok daha çeşitli çekim lokasyonları sunabilir.
Denizler, göller, nehirler, dağlar ve farklı coğrafi yapılar sayesinde Rusya’nın birçok bölgesi film üretimi için doğal bir prodüksiyon altyapısına sahip.
Bu nedenle bölgesel film üretiminin geliştirilmesi yalnızca kültürel çeşitlilik değil, maliyet ve rekabet avantajı açısından da değerlendiriliyor.
Güney Kore Pazarı Rus Filmleri İçin Yeni Bir Alan Olabilir
Uluslararası dağıtım oturumlarında özellikle Güney Kore pazarı dikkat çekti.
EnterMode Corporation Genel Müdürü ve distribütör Bruce Lee, Rus sinemasının Güney Kore’de henüz geniş kitleler tarafından yeterince tanınmadığını, ancak pazara yavaş yavaş girmeye başladığını belirtti.
Lee’ye göre Güney Kore sinema pazarında Amerikan yapımları oldukça güçlü bir konuma sahip.
Bunun yanında yerli Güney Kore sineması da pazarın büyük bölümünü oluşturuyor. Avrupa ve Rus yapımları ise daha sınırlı bir pay için rekabet ediyor.
Buna rağmen Rus sineması açısından önemli fırsatlar bulunuyor.
Özellikle drama türünün iki ülkenin izleyicileri arasında ortak bir anlatı dili yaratabileceğine dikkat çekildi.
Bu durum yaratıcı ürün ihracatında önemli bir noktayı ortaya koyuyor.
Uluslararası başarı her zaman aynı tür içeriği farklı ülkelere göndermekle oluşmuyor.
Bir filmin hedef pazarın kültürel beklentileriyle bağ kurabilmesi, dağıtım başarısını doğrudan etkileyebiliyor.
Hangi Film Türleri Daha Kolay İhraç Ediliyor?
Uluslararası dağıtım oturumunda 2025 yılı sonuçlarına ilişkin sektör değerlendirmeleri de paylaşıldı.
Uzmanlara göre Rus yapımları arasında uluslararası distribütörler açısından en fazla ilgi gören türler arasında aksiyon, gerilim, bilim kurgu, aile filmleri ve animasyon bulunuyor.
Bu türlerin ortak özelliği, farklı kültürlerde anlaşılabilecek evrensel hikaye yapıları sunmaları.
Film yapımcısı ve uluslararası S’Sales House şirketinin kurucusu Anna Strunevskaya, uluslararası başarı için yerel kimliğin korunmasının da önemli olduğunu vurguladı.
Bir filmin Amerikan yapımlarını taklit etmesi yerine kendi kültürel karakterini koruması, ancak aynı zamanda evrensel bir çatışma veya hikaye sunması gerektiğini belirtti.
Bu yaklaşım yaratıcı endüstrilerde ihracat için önemli bir formülü ortaya koyuyor.
Yerel olanı kaybetmeden küresel olarak anlaşılabilir olmak.

Rusya ve Çin Arasında Ortak Yapımlar
Festivalde uluslararası ortak yapımlar da gündemdeydi.
Yönetmen ve yapımcı Andrey Volgin, Rusya ve Çin ortak yapımı olan polisiye filmi Red Silk‘in üretim sürecini anlattı.
Geçtiğimiz yıl gösterime giren filmin ardından hikayenin devamı niteliğindeki Black Silk projesi üzerinde çalışılıyor.
Festival kapsamında yeni filmin fragmanı ve yapım sürecinden materyaller ilk kez katılımcılarla paylaşıldı.
Bu örnek, ortak yapımların yaratıcı endüstriler açısından neden giderek daha önemli hale geldiğini gösteriyor.
Uluslararası ortak yapımlar yalnızca finansman paylaşımı sağlamıyor.
Aynı zamanda bir filmin farklı pazarlarda dağıtılması, yerel oyuncular ve yapım ekipleriyle çalışılması ve daha geniş bir izleyici kitlesine ulaşılması açısından da avantaj yaratıyor.
Türkiye de Uluslararası Sinema Diyaloğunun Parçası
Festivalin sinema programına Türkiye’den sektör temsilcilerinin de katılması, iki ülke arasındaki yaratıcı endüstriler açısından yeni temas imkanlarının bulunduğunu gösteriyor.
Türkiye, güçlü televizyon ve film üretim kapasitesi, deneyimli prodüksiyon ekipleri ve uluslararası içerik dağıtımı açısından bölgesinin önemli yaratıcı ekonomilerinden biri.
Rusya ise geniş prodüksiyon altyapısı ve farklı bölgelerde geliştirmeye çalıştığı yaratıcı endüstri politikalarıyla yeni uluslararası iş birliklerine açık bir pazar oluşturuyor.
Bu açıdan film festivalleri ve sektör toplantıları yalnızca kültürel iletişim açısından değil, dağıtım, ortak yapım ve içerik ihracatı bakımından da önemli platformlara dönüşebilir.

Sinemada Gelecek Yeni Pazarlarda
Yekaterinburg’daki sinema programının ortaya koyduğu ana mesajlardan biri oldukça açık.
Yaratıcı sektörlerin büyümesi için yalnızca iyi içerik üretmek yeterli değil.
Bu içeriğin dağıtılabileceği yeni pazarlara, uluslararası ortaklara ve sürdürülebilir iş modellerine de ihtiyaç var.
Sinema bu dönüşümün en görünür örneklerinden biri.
Bir film aynı anda kültürel bir eser, ihraç edilebilir bir ürün ve ülkeler arasında ekonomik ilişki kuran bir araç olabiliyor.
Yekaterinburg’da altı ülkeden sinema profesyonellerinin bir araya gelmesi de bu nedenle yalnızca bir festival programı değil.
Aynı zamanda yaratıcı ekonominin giderek daha fazla uluslararası ticaret, dağıtım ve iş birliği üzerinden şekillendiğinin bir göstergesi.